NOT: Bu mesajım kısmen farklı yerlerden alıntılanmış olup hiçbir yerde olmayan terimler de mevcuttur. Bu konuda bulabildiğim tüm bilgileri topladım ve zamanla buldukça eklemeler yapmaktayım. (SON GÜNCELLEME : 17 OCAK 2010)

Sinopsis Bir filmin ön çalışmasında ilk aşamasını oluşturur. Hikayeyi ilk olarak yazıya dökmek, genel hatlarıyla konsepti belirlemek için kullanılır. Bir sinopsiste filmin senaryosunun giriş gelişme ve sonuç kısımları bulunabilir. Ortalama olarak 1 – 3 sayfa arasında yazılır. Sinopsis kelimesinin kökeni Yunanca’dan gelmektedir, sinopsis sözcüğü kökensel olarak bir bakışta okunabilen demektir. Fransa’da bu sözcük olayın ve kişilerin 1-3 sayfalık bir özeti anlamında kullanılır. Bu özette diyaloglar yer almaz. Okuyucular için filmin kısa tanıtımı, senaryo yazarları için ise yol haritası olarak değerlendirilebilir.

B filmi terimi, başlangıçta Hollywood’un Altın Dönemi sırasında yaygın bir uygulama olan çift gösterimde asıl filmden önce gösterilmek üzere çok fazla reklamı yapılmaksızın dağıtımı yapılan düşük ya da mütevazı bütçeli  filmleri ifade etmekteydi. Bu tür alt-filmler yapma geleneğinin 1950′lerin  sonlarına doğru terk edilmiş olmasına karşın, B filmi terimi; ne sanat filmi ne de porno film olarak adlandırılabilecek herhangi bir düşük bütçeli ticari sinema filmini ifade edecek şekilde, daha geniş bir anlamda kullanılmaya devam etmiştir. Terimin Hollywood’un Altın Dönemi sonrası kullanımında, türün sanat filmine mi; yoksa porno filme mi daha yakın olduğu konusunda bir anlam belirsizliği söz konusudur. Bir yandan birçok B filmi yüksek derecede ustalık ve estetik yaratıcılık sergilerken; diğer yandan birçok ucuz sömürü filminin başlıca konusu şehvettir. Bazı filmler için her iki durum da geçerlidir.

Terimin her iki kullanımı için de geçerli olan bir durum, çoğu B filminin belirli bir film türünü yansıtmasıdır. Holywood’un Altın Dönemi’nde B filmleri için tercih edilen başlıca film türü Western iken, 1950’li yılllarda düşük bütçeli bilim kurgu ve korku filmleri daha popüler hale gelmiştir. İlk B filmleri sıklıkla yıldız oyuncunun sürekli olarak aynı karakteri canlandırdığı bir film serisinin bölümlerini oluştururdu. B filmleri, neredeyse her zaman için birlikte gösterildikleri asıl filmden daha kısaydı, birçoğu 70 dakika ya da daha az sürerdi. B filmi adlandırması, bu tür filmlerin yüksek bütçeli filmlere göre ikinci derece olduğu konusundaki genel algılamayı ifade etmekteydi; bağımsız B filmleri sıklıkla eleştirmenler tarafından gözardı edilirdi. Yakın zamanlı B filmlerinin de bazen devam filmleri çekilebilmektedir, fakat eskiye oranla film serileri pek yaygın değildir. A sınıfı filmlerin ortalama gösterim süresi uzadıkça, B filmlerinin gösterim süreleri de uzamıştır. Günümüzdeki kullanımında, B filmi teriminin bir şekilde birbiriyle çelişen başlıca iki anlamı vardır: Belirli bir film bu şekilde adlandırılıyorsa, söz konusu filmin; (a) minimal sanatsal kaygılarla yapılmış bir tür filmi ya da (b) daha pahalı filmler için dayatılan kısıtlamalara ve “ciddi” kabul edilen bağımsız filmlerin yapılış geleneklerine bağımlı olmaksızın serbestçe yapılan canlı, dinamik bir film olduğu ifade edilmektedir.

Başlangıcından günümüze B filmleri, mesleğe yeni başlayanlar ve kariyerleri sönmekte olanlar için birtakım olanaklar sağlamıştır. Anthony Mann ve Jonathan Demme gibi ünlü film yapımcıları, B filmleri çekerek ustalık kazanmışlardır. John Wayne ve Jack Nicholson gibi aktörler B filmleri aracılığıyla kendilerini tanıtma olanağı bulmuştur; ayrıca B filmleri Vincent Price ve Karen Black gibi eski A sınıfı film oyuncuları için de çalışma olanağı sağlamıştır. Béla Lugosi ve Pam Grier gibi bazı aktörler, kariyerlerinin büyük bölümünde B filmlerinde çalışmışlardır.

Rabarba sinema veya televizyonda kalabalık sahnelerin çekimlerinde kalabalığı oluşturan figüranların hep bir ağızdan konuşur gibi yapıp anlamsız sesler çıkararak uğultu şeklinde bir ses efekti oluşturmasıdır. Anlaşılmayan kalabalık insan gürültüsü olarak da tarif edilebilir. Bu gürültüyü yapana rabarbacı eylemin kendisine de rabarba yapmak denir. Bazen yanlış olarak labarba şeklinde de telafuz edilir.

Bu terim filmlerin genelde sessiz olarak çekildiği ve sonradan seslendirildirilip dublajının yapıldığı Yeşilçam sinemasında türemiştir. Söz konusu bu filmlerde kokteyl parti, doğum günü, nişan gibi davet toplantılarının kalabalık sahnelerinin çekimleri sırasında genelde ayakta duran davetlileri canlandıran figüranlardan havadan sudan birşeyler söylemeleri ve sohbet ediyor gibi yapmaları istenir. O şartlar altında her zaman akla konuşacak mantıklı şeyler gelmeyebileceğinden ve figüranların tutukluluk yapıp çekimleri aksatma olasılığını azaltmak amacıyla kolaylık olması açısından onlardan sürekli olarak “rabarba-rabarba” seslerini çıkartmaları istenir. Kalabalığı oluşturan kişilerin eş zamanlı olmayarak üstüste sarfettikleri bu kelimeler uzaktan anlaşılmayan bir insan gürültüsü, mırıltı, uğultu şeklinde işitilir ve onların kendi aralarında sohbet ettikleri izlenimi doğar.

Prequel (Ön bölüm) bir veya birkaç bölüm halinde önceden tamamlanmış bir edebiyat eseri veya sinema filminde anlatılan olayların öncesini veya başlangıcını konu eden ama onlardan sonra oluşturulmuş en son bölüm veya bölümlere verilen addır. Prequel’in burada anlatılan anlamıyla tam bir Türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Prequel’e alternatif olarak öne sürülebilecek bir kelime de protosequel olabilir.

Oldukça yeni tarihlerde kullanılmaya başlanmış bir sözcük olan prequel iki sözcüğün birleştirilmesiyle türetilmiştir. Bu sözcüklerden ilki öncesi, önceki anlamına gelen bir önek olan pre , diğeri de edebiyat ve sinemada devam bölümü anlamına gelen sequel kelimesidir. (sequel veya Türkçe’de kullanıldığı şekliyle sekel tıpta biraz daha farklı bir anlamda, yani “bir hastalığın ya da bir travmanın sonuçlanmasından sonra kalan organik lezyon, iz, hasar ya da fonksiyonel bozukluk” anlamında kullanılmaktadır.)

Bir örnek vermek gerekirse Baba (1972) filminden 2 yıl sonra çevrilen Baba II (1974) filmi ilkinin prequel’idir, çünkü bu ikinci filmde anlatılan olaylar  kronolojik olarak ilk filmde anlatılanlardan yıllar öncesini anlatmaktadır. Zaten ilk kez 1958 yılında literatüre giren prequel kelimesi 1970′lerde bu filmle birlikte yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştı.