Film ekibi : Filmlerin, özellikle Hollywood filmlerinin sonunda bitmek bilmeyen jenerik yazılarında biraz önce izlediğimiz esere katkı koyan, emek veren yüzlerce isim görürüz.Yanlarında görevleri de yazar ama bir bölümü ne iş yapar neye yarar bilmeyiz.Bu başlıkta merak edenlere zaten adı sanını bildiklerimizin yanında asıl olarak “tuhaf isimli” diğer görevleri tanımlayayım dedim.Kimi zaman Hollywood ve bizim setlerimiz arasında var olan, görev tanımından ve işi yapan kişi sayısından doğan farklara değinerek.İlk olarak Görüntü departmanı…
Görüntü Yönetmeni : Adı üzerinde, filmin görüntü/kamera bölümündeki en yetkili kişi.Tanımı kısa geçelim yönetmen ile olan ilişkisinden biraz bahsedelim.Beylik deyimiyle, yönetmenin kafasındaki görüntüyü hayata geçirme yolunda hem teknik hem estetik açıdan birinci derecede sorumludur.Yönetmen ile fikri ve hissi uyumunun önemi büyüktür.Çoğunlukla kamerayı kullanır.(kullanmadığı durumlarda kamera operatörü denilen kişi bu işi yapar.)Günümüzün büyük yönetmenlerinin sürekli olarak beraber çalıştığı bir (bilemedin iki) tane görüntü yönetmeni vardır.
Focus Puller (1.Kamera Asistanı) : Sette, Görüntü Yönetmeni’nin sağ kolu konumundadır. Kameraya ve lens/objektife görev tanımı gereği hâkim olması ve öte yandan çekilen planı ve plan içindeki olası kamera hareketleri ile kişinin/nesnenin hareket durumunu bilmesi gerekmektedir ki sorumluluğu olan netlik(focus) sağlama işini(hesabını) yapabilsin.Gözü devamlı vizörde olan Gör.Yön.’den farklı olarak planı çıplak gözle seyretme, yolunda gitmeyen bir durumda onu uyarma da yetkisi dahilindedir.İşi zordur,saygı duyulasıdır.El mahareti ve yoğun teknik bilgi gerektirir. Görüntü Yönetmenliği’ne giden yoldaki son duraktır.
Loader (2.Kamera Asistanı) : Görevi çok kritiktir, dikkat ve özen gerektirir.Filmi kameraya yükleyen(loading) ve öncesinde negatif filmin kameraya takılması için gereken magazin dediğimiz aparata filmi yerleştiren kişidir.Negatifi dış etkilerden korumak amacıyla bu işlem “çadır” denilen ufacık bir tentenin içinde gerçekleştirilir.Film yanması,film bozulması gibi durumlarda kellesi gitmeye en ideal aday konumundadır.Tabii bir de belirtmek gerek; ortada tek bir cins negatif film yoktur.Üstündeki renk paletine,dış ve ya iç çekimlerdeki ışık durumuna göre tercih edilen türleri vardır.Kapalı mekanlar için uygun olan bir filmi gidip dışarıdaki bir çekim için kameraya yerleştirirse de sonu hiç iyi olmaz. Ayrıca setteki film stokundan (gereken,edinilmesi gereken miktar-cins ve diğer kamera ile ilgili ihtiyaçlar da) ilk elde sorumlu kişidir.
Clapper (3.Kamera Asistanı): Klaketçi. Planın başında (yetişemediği seyrek durumlarda sahnenin sonunda verilir ama bu sefer klaket başaşağı tutularak.Bu duruma da ters klaket denir.) klaket denilen alete, çekilen sahne(scene), plan(plan) ve tekrar (take) durumunu yazıp kamera önünde gösterip,ses kaydı için de bunu bir de bağırarak dile getiren kişidir. Aslında bu işi de genelde Loader yapar ya da o anda eli boşta olan, görevi gereği çekilmekte olan sahne/plan/tekrar durumunu bilmek zorunda olan herhangi bir reji asistanı da yapabilir.Clapper’ın geri kalan zamanda da kamera mühimmatını korumak kollamak,taşımak gibi görevleri ve daha öğrenecek çok şeyi vardır.
“filmsel evren”: [İng. filmic universe] Dışımızdaki dünyanın film görüntülerinde aldığı biçimin tümü. Film görüntüleriyle yaratılan, film özellikleri taşıyan, yalnız bu görüntülerde var olabilen evren.
“filmsel gerçek”: [Fr. realite filmique] 1. Doğadan derlenen gereç yardımıyla, sinemanın olanaklarından yararlanarak yeniden yaratılan, kurulan gerçek. 2. Kullanılan gereçler ve başvurulan yöntemler, doğadaki gerçeğe uymasa bile, son tahlilde izleyicide gerçek duygusu uyandıran, dolayısıyla yalnız görüntüler yardımıyla görüntülükte (=ekranda) yaratılan gerçek.
“filmsel uzam”: [İng. filmic space] Bir filmde kurgu yoluyla yaratılan, çekimler (=planlar) arasındaki ilişkiden doğan, yalnız görüntülerde gerçeklik kazanan, doğada ancak kimi unsurları yer alan, filme özgü uzam. Ör: Bir kimseyi bir yere bakarken gösteren çekimin ardından bir evi gösteren çekim, ev ile o kimse arasında yakınlık ve ilişki olduğunu gösterir, ama esasta bu iki görüntü birbirinden yüzlerce km. uzakta alınmış olabilir. Filmsel Uzam, birbirini izleyen çekimlerdeki ayrı ayrı uzamların tek bir bütün oluşturmasıyla ortaya çıkar.
“filmsel zaman/sinematografik zaman”: [İng. filmic time] Bir filmde kurgu yoluyla yaratılan, çekimler arasındaki ilişkiden doğan, yalnız görüntülerde var olan, filme özgü zaman. Sinemacı, zamanı doğal akışıyla yansıtabileceği gibi (Bkz. Andrei Tarkovsky), bu akışı hızlandırabilir, yavaşlatabilir, altüst edebilir, tersine döndürebilir, zaman içinde atlamalar yapabilir, gerçek yaşamda bir araya gelmesi olanaksız zaman bölümlerini (geçmiş zaman, gelecek zaman, şimdiki zaman) yan yana getirebilir…
“Femma Fatale”: Baştan çıkaran fettan kadın
Kendi çıkarları, özgürlüğü ya da kurtuluşu için erkekleri tuzağa düşüren kadın tipi. Fransızca’da “öldüren kadın” anlamına gelen “femma fatale”ler 1920′lerden beri -Greta Garbo, The Temptress (1926)- sinema tarihinde yer almış olsalar da 1940′lı yıllarla beraber görece daha fazla görülmeye başlamış, özellikle kara filmin değişmez karakterleri olmuşlardır.
Cinsel cazibe ve şeytani bir zeka… Çıkarları ne olursa olsun, amaçları ne yapıp edip erkeği ağlarına düşürmektir,
başarırlar da… Yine de çoğunlukla filmin sonunda yakayı ele verirler.
“Blockbuster”
Aslen ikinci dünya savaşından kalma bir kelimedir. Türkçeye “uçak bombası” olarak çevrilebilir. Şimdi bu terimin
neden sinema literatürüne girdiğini anlatmaya çalışalım. 70′lı yıllarda Steven Spielberg ve George Lucas’ın filmleri
muazzam gişe hasılatlarına ulaştılar. Yapımcıların sinemaya yatırdıkları paranın çok karlı bir geri dönüşü olacağı beklentisi bütçelerin iyice artmasını sağladı.
Böylece, görece çok daha büyük bütçelere sahip, yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla ticari beklentisi yüksek filmler
ortaya çıktı. Özellikle yaz sezonunda vizyona giren -yazın bombaları deniliyor- bu filmlerin sayısı 90′lı yıllarla beraber iyice artmıştır. Günümüzde Kuzey Amerika gişelerinde 100 milyon $ barajını geçen filmler “Blockbuster” olarak nitelendirilir ve şirketler her sene -genellikle yaz aylarında- bu tür dev prodüksiyonları vizyona sokar.
“Blockbuster” filmlerine örnek, Jaws, Star Wars, E.T.: The Extra-Terrestrial, Titanic, İndependence Day, Lord of the Rings, Spider-Man, The Dark Knight
Sleeper”
Beklentilerin çok üzerinde gelir getiren filmler -kitaplar için de kullanılıyor- için kulanılan bir kelimedir. Diyelim ki
düşük bir bütçeyle film çektiniz. Bu film, bir şekilde vizyona girme şansı yakalar ve gişede beklenilenden çok daha
fazla hasılat elde ederse “Sleeper” olarak nitelendirilir.
Müthiş pazarlama yöntemlerinin de yardımıyla, beklentileri kat be kat aşan hasılat rakamıyla “Blair Witch Project” bu
konuda verilebicek en güzel örnektir heralde.
Ayrıca bu filmlerden bazılarının, sadece gişe rakamlarıyla yetinmeyip, sinema çevrelerinde de büyük övgüyle karşılandıklarını, hatta sinema tarihinin en iyi filmleri arasında gösterildiklerini -Pulp Fiction- ekleyelim.
“Sanat Yönetmeni”: [İng. art director // Fr. directeur artistique] Bir filmde tüm sahnelerde dekorların, giysilerin, donatımların hazırlanmasıyla ilgili bütün işleri yöneten kimse. Dekorların ve giysilerin tasarlanması, çizilmesi; önemli sahnelerin resim taslaklarının hazırlanması; bütün film boyunca kendine özgü bir görselliğin sağlanması sanat yönetmeninin sorumluluğundadır.
“Görüntü Yönetmeni”: [İng. chief cameraman, photography director // Fr. directeur de la photo, chef operateur] Alıcı (=kamera) devinimlerinin düzenlenmesinden, sahnenin aydınlatılmasından, görüntülerin yönetmenin isteklerine uygun biçimde sağlanmasından, alıcı takımının denetiminden sorumlu kimse.
Flashback
Olağan olay akışı içerisinde yapılan geri dönüşlere denir. Birçok film bu tarz geri dönüşler ile kurgu oyunları yaparak izleyici şaşırtmayı, olay örgüsünü karmaşıklaştırmayı, işlenişi farklılaştırmayı başarabilirler.
Flashforward
Adından da anlaşıldığı gibi “ileri gidiş”lerdir. Flashback’ler nasıl geçmişe dönüşler ise, “Flashforward”lar da ileri gidişlerdir.
Point Of View
Film çekiminde kullanılan tekniklerden biridir. Filmde karakterin gözünden dünyayı görmeye başlarsak, anlarız ki o sahnede bu teknik kullanılmaktadır.
Close Up
Yakın plan anlamına gelmektedir. Karakterin yüzüne yakından odaklanmış bir plan, Close Up’a örnektir. En çok kullanılan tekniklerden biridir. Rolün duygusunun iyi yansıtılmasını sağlar.
Jump-cut
Sıçramalı kurgu tekniğidir. Bir sahneden bir anda diğer bir sahneye atlayarak seyirci afallatılır. Bir kurgu oyunudur. Örneğin “Hot Fuzz” filminde sıklıkla kullanılmıştır.
Gross-Out


Sözlük anlamı: Amerikan. Argo. Mide bulandıran şey.
Komedi filmlerin bir alttürü. Bu “ucube” tür için, insanoğlunun her şeyin içine eden ruhani yapısının bir dışavurumudur(diyebiliriz).Türün kısa tarihi, 60′ların sonuna doğru; sanat adına artık her şeyin tükendiğini düşünen, aslında kendi tükenmişliklerinin kıskacında kıvrım kıvrım kıvranan yönetmen ve yapımcı bozuntularının “ne yapsak da insanların dikkatlerini çeksek, ortalığı kızıştırsak” düsturuyla, insanların gerçek hayatta yapmaya ve izlemeye imkan bulamadıkları iğrençliklerin sergilendiği film(si)leri çekmeleriyle başlar.

Artık ipin ucu kaçmıştır; komedi film(?)lerinde insanları şaşırtmaya ve salonlara çekmeye yarayan her türlü yol mübahtır ve bu yolların çoğu, istismar filmlerindekine benzer bir amaçla, cinsellikten, iğrençlikten, heladan, kusmuktan vb pislikten geçer. Özellikle sosyopat amerikan gençlerinin “başkasının acısından zevk alma” gibi duygularını sömüren bu tür, John Waters‘ın iğrenç(ilk anlamıyla) kült filmi Pink Flamingos ile ortaya çıkar ve ucu Jackass‘e kadar uzanır.
En popülerleri: American Pie(serisi), Scary Movie(serisi), Road Trip, Deuce Bigalow (serisi), Borat, South Park(sadece iğrenç kısımlarını kastediyorum; eleştirel tavrını beğeniyoruz).
Slapstick Komedi (Şakşak Güldürü)


Slapstick: İki ince tahtanın birbirine basitçe tutturulmasından ibaret müzik aleti.

Bir kaba güldürü türüne de isim olma sebebi şudur:
Eskiden İtalyan sokak tiyatrolarında (Commedia dell’Arte) bir karakter diğerine bir nesneyle(tava, sopa vb.) vuruyormuş gibi yaptığı anda sahne ardından bu slapstick aletinin tahtaları birbirine vurularak şapank, çatank diye ses çıkarılırmış ki sahne önünde gerçekleşen vuruş gerçeğe yakın olsun(belki de ses efektinin doğuşuyla karşı karşıyayız).
Daha sonra bu alet, zamanla; karakterlerin düşmesi, bir yere çarpması, birbirlerini kovalaması ve birbirlerine vurması gibi fiziksel durumlarla izleyiciyi güldürmeyi amaç edinmiş sinema filmlerini tanımlamak için kulanılan bir isme dönüşmüş.
Bu türü en güzel şekilde rahmetli Şarlo ve Laurel-Hardy ikilisi icra ederdi.
Türü çağdaş sinemada şahlandırmaya yeltenenlerin en iyisi de kanımca ZAZ ekibi ve Mr. Bean serisidir.
Nota bene: Tom ve Jerry çizgifilmlerinde türün tüm marifetini görebilirsiniz.



Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme